matematik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
matematik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2025 Pazar

MP3'ün Arkasındaki Matematik

Yazar: Keith Devlin
4 Nisan 2002, Perşembe

Birçok ebeveynin keşfettiği gibi, internet servis sağlayıcısından gelen kabarık aylık faturaların, genç çocuklarının internetten müzik indirmesiyle yakından bir ilgisi var. Müzik paylaşımının öncüsü Napster'ın mahkeme kararıyla kapatılması, günlük müzik ticaretinde neredeyse hiçbir aksaklığa yol açmadı ve oluşan boşluğu Audiogalaxy, Kazaa, Morpheus ve WinMX gibi hizmetler doldurdu.

Tüm bu faaliyetin özel bir ironisi var. Çevrimiçi müzik endüstrisinin tamamı, o genç müzik hayranlarının çoğunun en sevmediğini iddia edeceği bir okul dersine dayanıyor: matematik. Aslında her gece indirdikleri şey, 200 yıldan daha uzun bir süre önce geliştirilen kalkülüs tabanlı bir teknik kullanılarak hesaplanan sayı akışlarıdır.

19. yüzyılın başlarında, Fransız matematikçi Joseph Fourier, ısının nasıl yayıldığını tanımlamak için bazı matematiksel denklemler geliştirdi. İşte bu aynı denklemler, ses dalgaları da dahil olmak üzere herhangi bir dalga formunu bir sayı dizisi olarak tanımlamak için kullanılabilir. 60'lı yıllarda, R. A. Moog adında bir Amerikalı mühendis, elektronik müzik sentezleyicileri tasarlamak için Fourier'nin matematiğini kullandı.

80'lerde, Japon elektronik şirketi Yamaha, elektronik klavyeli çalgıları piyasaya sürerek müzik endüstrisinde devrim yaratmak için aynı matematiği kullandı. Ve bugün, Fourier'nin denklemleri, MP3 müzik kodlama şemasının temelini oluşturan matematiksel çerçevenin bir parçası olarak yaşamaya devam ediyor. MP3'ün özellikle büyüleyici bir yönü, matematiği insan işitme sisteminin çalışma şekline dair bilgilerle birleştirmesidir. İlk olarak, matematiğe bir göz atalım.


Matematiğin Rolü

Fourier, herhangi bir dalga formunun (ses dalgası dahil) nasıl bileşen sinüs dalgalarına ayrılabileceğini gösterdi. Bunlar, mühendislerin osiloskoplarda ürettiği o mükemmel düzenli dalgalardır. Belirli bir ses dalgasını oluşturmak için birleşen sinüs dalgalarının tam deseni, bir sayı dizisiyle temsil edilebilir.

Bu sayılar, bugün Fourier Dönüşümü olarak bilinen matematiksel bir işlemle orijinal dalgadan hesaplanabilir. Bu şekilde, ses sayılara dönüştürülebilir. Aslında, olay bundan biraz daha fazlasını içeriyor. Fourier Dönüşümü bir dalga üzerinde değil, o dalganın matematiksel bir tanımı üzerinde çalışır. Bu yüzden önce bir dalgayı matematiksel bir tanıma dönüştürmeniz gerekir.

Mühendisler bunu, doğanın yıllar önce hayvanların işitme sistemlerini geliştirirken yaptığı bir hileyi örnek alarak yaparlar. Bir ses dalgası, havadaki bir dalgalanmadan oluşur.

Onu "ses" yapan şey, kulaklarımızın ve daha genel olarak işitme sistemimizin bu hava dalgasını ses olarak yorumlamasıdır. Havanın hareketi, iç kulaktaki bir zarın titreşmesine neden olur ve bu titreşimler beyne akan küçük elektrik akımlarına dönüştürülür. Beynin aslında ses olarak deneyimlediği şey bu elektrik dalgalarıdır.

Bir mikrofon da esasen aynı şekilde çalışır; havadaki bir ses dalgasını bir elektrik sinyaline dönüştürür. Bu elektrik sinyalini bir hoparlöre verirsek, hoparlör orijinal ses dalgasının bir kopyasını yeniden oluşturur. Ancak bu elektrik dalgasıyla başka bir şey daha yapabiliriz: örnekleme (sampling) olarak bilinen bir yöntem kullanarak bir sayı dizisi oluşturabiliriz. En yaygın prosedüre Darbe Kod Modülasyonu (PCM) denir.

Bu yöntem, bir elektrik dalgasını alır ve sinyalin voltajını küçük, sabit aralıklarla belirlenmiş zaman anlarında ölçer. Bir ses CD'si (compact disc) söz konusu olduğunda, örnekleme saniyede 44.100 kez yapılır. Böylece, her bir saniyelik ses girişi için PCM analog-dijital dönüştürücü 44.100 sayı üretir; her biri, örneklendiği andaki voltajın bir ölçümüdür.

Bir CD'de her voltaj 16-bit hassasiyetle ölçülür; yani sistem, 65536 (veya 216) farklı voltaj seviyesini ayırt edebilir. Saniyede 44.100 örnekleme oranı ile 16-bit voltaj ölçümü, herhangi bir sesi, tekrar sese dönüştürüldüğünde insan kulağının orijinalinden ayırt edemeyeceği bir sayı dizisi olarak kodlamak için yeterlidir.


Sıkıştırmanın Sihri

Ne yazık ki, müziği bu şekilde kaydetmek çok fazla depolama kapasitesi gerektirir: her bir dakikalık (stereo kaydedilmiş) müzik için tam olarak 10 megabayt.

Modern CD teknolojisi göz önüne alındığında, bu durum kayıt endüstrisi için sorun teşkil etmez, ancak herkes CD müzik dosyalarını internet üzerinden göndermeye kalksaydı büyük bir sorun yaratırdı. İşte Fourier'nin matematiği ve insan işitme sistemi hakkındaki bilgiler bu noktada devreye giriyor. Bilgisayarı olan herkes, veri dosyalarını sıkıştırabilen algoritmalar olduğunu bilir (PK-ZIP ve Stuffit iyi bilinen iki örnektir). Bu programlar tipik bir metin dosyasına uygulandığında, dosya boyutunu %80'e kadar azaltabilirler. Ancak CD kalitesindeki PCM dosyalarında bu azalma sadece %10 civarındadır.

PCM dosyaları üzerinde çalışmak üzere özel olarak tasarlanmış algoritmalar %60'lık bir azalma sağlamıştır, ancak bu, internet üzerinden müzik paylaşımını desteklemek için yeterli değildir. MP3, orijinal örneklenmiş ses dalgasının birebir yeniden üretilebilmesi için tüm dosyayı sıkıştırma fikrinden vazgeçerek çalışır. Bunun yerine, bilgilerin bir kısmını kasıtlı olarak atar. Böylece, orijinal örneklenmiş ses dalgasında insan işitme sisteminin algılayamadığı her şey atılabilir.

Fark etmeyeceğimiz şekilde atılabilecek pek çok şey vardır. MP3, MPeg3'ün veya daha tam adıyla MPeg - Katman 3'ün kısaltmasıdır. 1992 yılında Alman Frauenhofer Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen bir endüstri standardı olan MP3, kaynağa bağlı olarak sekiz ila 12 kat arasında değişen, örneklenmiş bir ses dalgasında olağanüstü bir sıkıştırma oranı sağlar. Bu, bir CD'de bir dakikalık yüksek kaliteli müziği kodlamak için gereken 10 MB depolama kapasitesinin, bir bilgisayarın sabit diskindeki 1 MB'lık bir MP3 dosyasına düşürülmesi anlamına gelir.

MP3, frekans aralığını insan kulağının ayrı ayrı duyduğu 32 banda ayırır. Giriş sinyalinin (örneklenmiş dalganın) bu aralıkların her birindeki bileşeni, daha sonra onu 18 ek bileşene ayıran Fourier benzeri bir matematiksel dönüşüme tabi tutulur ve toplamda 576 ayrı frekans bandı oluşturulur. Bu bantların her birinin içinde, insan kulağı tarafından algılanamayan bileşenler kaldırılır.

Ortaya çıkan sinyal daha sonra, bilgisayar bilimcilerinin aşina olduğu bir teknik olan Huffmann kodlaması ile daha da sıkıştırılır. Bu teknik, sık görülen değerleri, daha az görülen değerler için kullanılandan daha kısa kodlarla temsil eder. (Örneğin, bir şarkıdaki 1/10 saniyelik bir sessizliği kodlamak için örneklenmiş dalganın varsayılan 141.120 bitini kullanmak son derece israflı olurdu.)


Sonuç

Tüm bu matematiğin sonucu ne mi?
Bilgisayarı olan herhangi bir genç için klavyede birkaç tuşa basarak elde edilen bedava müzik. (Ebeveynlerinin ay sonunda ödediği internet bağlantı ücretlerini saymazsak.) Tüketici elektroniği mağazalarının her birkaç ayda bir yeni MP3 çalarlar sunması ve milyonlarca PC sahibinin yasa dışı olarak müzik dosyalarını takas etmesiyle (ve ara sıra yasal olarak indirmesiyle), modern müzik endüstrisi her şeyden çok matematiğin üzerine kuruludur. Joseph Fourier'nin, ısı dalgaları üzerine yaptığı orijinal matematiksel analizin günümüzdeki uygulamaları hakkında ne düşüneceği ise kimsenin tahmin edemeyeceği bir konu.

Bu yazını orijinalini https://www.theguardian.com/technology/2002/apr/04/internetnews.maths adresinde bulabilirsiniz.


Dr. Keith Devlin, Yorkshire doğumlu bir matematikçi olup Kaliforniya'daki Stanford Üniversitesi Dil ve Bilgi Çalışmaları Merkezi'nin yönetici direktörüdür. En son kitabı Weidenfeld and Nicolson tarafından yayınlanan "The Maths Gene: Why Everybody Has It But Most People Don't Use It" (Matematik Geni: Neden Herkeste Var Ama Çoğu Kişi Kullanmıyor) adlı eseridir.



23 Mart 2020 Pazartesi

Matematiği Kullanmak: Bilgisayar Oyunları



Çoğu bilgisayar oyunu 3D (üç boyutlu) grafikleri kullanıyor. Bunları hareket ettirmek ve canlandırmak, renkleri, ışıkları, gölgeleri ayarlamak için 3 boyutlu geometri ve lineer cebir bilgisi gerektirir.

Aynı zamanda bilgisayar oyunlarında suyun hareketi veya fiziksel objelerin çarpışması gibi olaylar için gerçekçi animasyonlar yapılması gerekir. Bunun için genellikle uygun kısmi diferansiyel denklemlerin nümerik çözümleri, örneğin sıvıyı modellemek için Navier-Stokes denklemleri kullanılır.

Son olarak, bilgisayar programları oyuncu tarafından kontrol edilemeyen karakterin yapay zekasını da kodlamalıdır.


Kaynak: everywhere.idm314.org
Çeviren: Özge Değer



TÜBA Açık Ders Notları


TÜBA'nın Açık Ders Portalındaki Mateatik Ders Notları

Algoritmalara Giriş (MIT) (Prof. Charles Leiserson & Prof. Erik Demaine)

Aksiyomatik Kümeler Kuramı (Dönem 1)

Aksiyomatik Kümeler Kuramı (Dönem 2)

Cebir I (MIT) (Prof. Michael Artin)

Cebir II (MIT) (Prof. Michael Artin)

Doğrusal Cebir (MIT) (Prof. Gilbert Strang)

Fonksiyon Analize Giriş (MIT) (Prof. Richard Melrose)

İleri Diferansiyel Denklemler (MIT) (Dr. Vera Mikyoung Hur)

Kompleks Değişkenli Fonksiyonlar (MIT) (Prof. Sigurdur Helgason)

Sayıların İnşası (Dönem 1)

Sayıların İnşası (Dönem 2)

Soyut Cebire Giriş

Soyut Matematik

Temel Analiz (Dönem 1)

Temel Analiz (Dönem 2)

Topoloji


Kaynak: https://acikders.tuba.gov.tr/course/index.php?categoryid=2


14 Mart 2020 Cumartesi

Dünya Matematik Günü 2020


Daha önce "Pi Günü" adı altında özel etkinliklerin düzenlendiği 14 Mart (3.14) UNESCO tarafından Kasım 2019'da Dünya Matematik Günü olarak ilan edildi.

Dünya Matematik Gününün birincisinin teması "Matematik Her Yerde" olarak belirlendi.

Maalesef Corona virüs salgını nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yapılması planlanan etkinlikler ertelenmek ya da iptal edilmek zorunda kaldı.


Matematik ne işe yarar? Nerelerde kullanılır? sorusuna verilecek cevapları aşağıdaki paragraflarda bulabilirsiniz*.

Bilim ve Teknoloji’de Matematik her yerde. Birkaç örnek:
  • Arama motorlarının başarısını harika matematiksel algoritmalara borçluyuz.
  • Güvenli iletişim sağlayan kriptografi sırtını Sayılar Teorisi’ne dayar.
  • Bilgisayarlı tomografik tarama (CT-scan) veya manyetik rezonans görüntüleme (MRI) gibi tıbbi görüntüleme cihazlarının ölçtüğü nümerik veriler, matematik algoritmasıyla görüntüye dönüştürülür.
  • Yapay zeka ve yapay öğrenme artık dünyayı değiştiriyor: bilgisayar görüşü, otomatik tercüme, insansız araç gibi neler neler…
  • İnsan genomunun çözümlenmesi, matematik, istatistik ve bilgisayar biliminin zaferi.
  • Kara deliklerin ilk fotoğrafını matematik kullanarak elde ettik.

Medeniyetin her yerinde matematik var. Birkaç örnek:
  • Matematik ulaşım ve iletişim ağlarının optimizasyonunda kullanılıyor.
  • Matematik salgın hastalıkların yayılmasını anlamayı ve kontrol altına almayı sağlıyor.
  • Sağlık sisteminin, ekonomik ve sosyal sistemlerin verimli planlaması ve yönetimi için istatistik ve optimizasyon kullanılıyor.
  • Matematik seçmen tercihlerini daha iyi temsil edecek seçim sistemleri tasarlamaya yarıyor.
  • Matematik sayesinde doğal afet (sel, deprem, kasırga) risklerini anlıyor ve önlem alabiliyoruz.

BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için Matematik şart. Birkaç örnek:
  • Matematik bir kalkınma aracıdır. Nelson Mandela (Haziran 1990), "Eğitim dünyayı değiştirebilmek için en güçlü silahtır." der. Eğitim, iyi bir iş bulmamızı sağlar, matematik de, eğitimin temel bir parçasıdır.
  • Matematik küresel değişimler ve bu değişimlerin biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini modellemek için kullanılır.
  • Dünya kaynaklarının sürdürülebilir kullanımına ulaşmak için optimizasyon teknikleri ve veri analizi gereklidir.
  • Yapay zeka, uydu görüntülerinden veri almak ve verilerin eksik olduğu kent, sanayi, tarım ve orman alanlarının haritalarını çizmek için kullanılır.
  • Matematik eğitimi kızları ve kadınları daha iyi bir gelecek için güçlendirir.
  • Sayısal ve bilimsel okuryazarlık sayesinde gezegenimizdeki zorlukları daha iyi anlarız.

Ne yaparsan yap, içinde Matematik var. Birkaç örnek:
  • Matematik sanatçılara ve müzisyenlere ilham verir: perspektif simetrileri, süslemeler, fraktallar, geometrik eğriler, yüzeyler ve şekiller; müzikte kalıplar, ölçekler, sesler ve daha neler neler.
  • Matematik tavladan satranca strateji oyunlarında, Rubik küpü çözümünden Awale (Mangala) oyununa her yerde bir yardımcıdır.
  • Matematik bütçe hazırlamakta faydalıdır.
  • Müteahhit olsun, çiftçi esnaf, zanaatkar, atlet olsun, hemen herkes matematiksel kavramları kullanır.

Bana bir faaliyet söyle, Matematik neresinde söyleyeyim. Birkaç örnek:
  • Matematik, yıldızlarla navigasyondan GPS'e kadar coğrafi konumlama tekniklerinin arkasındadır.
  • Matematik, akıllı telefonlarımızın yazılımının arkasındadır.
  • Matematik, emeklilik sisteminizi sürdürülebilir kılar.
  • Matematik ile gerçekçi animasyon filmleri yapılır.
  • Bir gün Mars'ı ziyaret etmek ister misin? Matematik olmadan asla mümkün değil.

Birinci Dünya Matematik Gününüz kutlu olsun...

*Kaynak: Metnin orijinalini https://www.idm314.org/ ve https://everywhere.idm314.org/ adreslerinde bulabilirsiniz.


15 Mart 2018 Perşembe

İÜ Fen Fakültesi Öğrenci Matematik Çalıştayı IV

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Kulübü tarafından 2015 yılından beri düzenlenmekte olan, davetli konuşmacıların ve ülkemizin dört bir yanından katılımcıların yer aldığı Öğrenci Matematik Çalıştayının  dördüncüsü bu sene 17 Nisan 2018 Salı günü İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Ord.Prof.Dr. Cemil Bilsel Konferans Salonunda düzenlenecektir.
Çalıştay, üniversitelerimizin matematik bölümlerinde okuyan lisans ve lisans üstü öğrencilerini, ilgili lise öğrencilerini, konusunda uzman matematikçilerle ve matematik bölümü mezunu olup da çeşitli iş alanlarında çalışan profesyonellerle buluşturmayı, matematik bölümü öğrencilerinin mezuniyet sonrası iş bulma kaygılarını ve diğer çeşitli problemlerini tartışmayı ve bu kaygıları gidermeye yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Çalıştayın web sayfası: http://www.iumatematikcalistayi.org/


31 Mart 2017 Cuma

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Öğrenci Matematik Çalıştayı III

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Kulübü tarafından 2015 yılından beri düzenlenmekte olan, davetli konuşmacıların ve ülkemizin dört bir yanından katılımcıların yer aldığı Öğrenci Matematik Çalıştayının  üçüncüsü bu sene 14 Nisan 2017 Cuma günü İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Prof.Dr. Cemil Bilsel Konferans Salonunda düzenlenecektir.

Çalıştay, üniversitelerimizin matematik bölümlerinde okuyan lisans ve lisans üstü öğrencilerini, ilgili lise öğrencilerini, konusunda uzman matematikçilerle ve matematik bölümü mezunu olup da çeşitli iş alanlarında çalışan profesyonellerle buluşturmayı, matematik bölümü öğrencilerinin mezuniyet sonrası iş bulma kaygılarını ve diğer çeşitli problemlerini tartışmayı ve bu kaygıları gidermeye yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Türk Matematik Derneği Matematik Araştırmaları Dostu (MAD) Projesi tarafından da desteklenen "Öğrenci Matematik Çalıştayı III" adlı etkinliğe katılım ücretsiz olup, ön kayıt yaptırmak zorunludur.

Ayrıntılı bilgiyi çalıştayın iumatematikcalistayi.org web sitesinde bulabilirsiniz.






25 Ağustos 2015 Salı

2014 yılında SCI kapsamındaki dergilerde yayınlanan matematik makalelerimiz hakkında

Bu yazıda 2014 yılında en fazla matematik yayını yapmış ülkelerden ilk 25 tanesinin  özellikle de Türkiye adresli yayınlara ait bir takım değerlendirmeler yapacağız. Acaba en çok hangi ülke matematik makalesi yayınlamış, ülkelerin nüfuslarına göre makale sayılarının oranı nedir, dünyadaki matematik makaleleri aynı zamanda diğer hangi araştırma alanları ile hangi oranda ilgili? Bu alanlarda Türkiye’nin durumu nedir? Hangi üniversitemiz kaç matematik araştırması yayınlamış, en çok hangi yazar yayın yapmış?
Yazarlarından en az birinin çalışma adresi olarak Türkiye’yi gösterdiği, SCI kapsamındaki dergilerde yayınlanan ve esas kategorisi matematik olan yayınların 2014 yılındaki sayısı 1108 olup, bu sayı ABD için 9512, Almanya için 3200,  İspanya için 2125, İran için 1398 olarak tespit edilmiştir.
Yazının Devamı için tıklayınız.



2 Mart 2015 Pazartesi

TurkmathForum ve TurkmathBlog

Matematikçiler için yeni bir alan!

SORU & CEVAP PLATFORMU
Matematiksel formüllerin LaTeX kodlarıyla kolaylıkla yazılabildiği bir Soru&Cevap platformu, matematikçilerin üye olup sorular sorması, sorulan sorulara cevaplar vermesi ya da yol göstermesi beklenmektedir.

Sosyal Medya Sayfaları
Beğenir veya takip ederseniz yeni sorular sayfanıza düşecektir.

Faydalı olması dileğiyle...


20 Şubat 2015 Cuma

Türkiye Adresli Matematik Yayınlarının AMS Konu Sınıflarına Göre Yıllık Sayıları (2004-2013)

Son yıllarda (2004-2013) Türkiye'de matematik araştırmacıları hangi konu sınıflarında çalışıyor hangi alanlar daha popüler ve bunların yıllara göre sayıları nedir? 

Bu sorulara MathSciNet verilerini kullanarak Ağustos 2014'de yaptığım bir çalışmada bir miktar yanıt bulabilirsiniz. Ham olarak duran bu veriler yorumlanmaya muhtaçtır. Bu çalışmada Türkiye'de çalışılan konuların tüm dünyada aynı konuda yapılan çalışmalara oranları da tespit edilmiştir, ancak henüz yayınlanacak duruma gelmediğinden paylaşılmamıştır. Yayına hazır hale geldiğinde o veriler de paylaşılacaktır.

Çalışmaya göre 2004-2013 tarihleri arasında tüm dünyada üretilen matematik yayınlarının birincil konu sınıflandırmalarına göre %6,1'i Partial differential equations, %5,1'i Statistics ve %5'i Numerical analysis sınıflarında yapılmıştır. Türkiye adresli yayınların ise %8,6'sı Differential geometry, %7,8'i Ordinary differential equations ve %6,3'ü Numerical analysis konu sınıflarında yapılmıştır.

İlginç bir sonuç SC Number:40 olan Sequences, series, summability alanında dünyada yapılan yayınların %23'ü Türkiye adresli, bu çok yüksek bir oran.

UYARI: Bu çalışmadaki veriler elde edilirken yapılan sorgular, birincil konu sınıflandırılmaları (MSC Primary) ve dergilerde yapılan yayınlar (Publication Type=(Journals)) alınarak yapılmıştır. Farklı sorgular farklı sonuçlar verebilir.

Çalışmanın web bağlantısı: http://www.turkmath.org/beta/mathscinet2004_2013.php

Faydalı olması ve kabaca da olsa bir fikir vermesi dileğiyle...

Özkan Değer



3 Aralık 2014 Çarşamba

1997-2006 Türkiye Bilim Göstergeleri Analizi

Ülkelerin bilim ve teknoloji politikalarının yönlendirilmesinde, araştırmacı ve doktora öğrencileri sayıları, bilim ve teknolojiye yapılan yatırımlar vb. girdilerle birlikte bilimsel yayınlar, bunlara verilen atıflar, patentler gibi çıktılarla ilgili göstergelerin analizi büyük önem taşımaktadır. Birçok ülkede uzun yıllardır düzenli olarak, diğer ülkelerle kıyaslamaların ve sıralamaların da yer aldığı bu tür göstergeleri içeren raporlar yayınlanmaktadır. Ülkelerin araştırma ve geliştirme politikalarının yönlendirilmesinde, uzman görüşleriyle birlikte bu raporlardaki bibliyometrik göstergelerden yararlanılmaktadır.

Yüksek Öğretim Kurulu tarafından Mayıs 2007’de benzer bir raporun ülkemiz için de hazırlanması amacıyla gerekli çalışmalara başlanılmıştır. Bu çerçevede çeşitli ülkelerin bilim ve teknoloji göstergelerini içeren raporlar incelenmiş, konuyla ilgili literatüre ve Türkiye’nin 1997 – 2006 yılları arasındaki yayın ve atıf sayılarına dayanılarak elde edilen göstergeler hazırlanmıştır. Ön rapor niteliğindeki bu çalışmada yayın ve atıf sayıları temel alındığından bilim ve teknoloji çıktılarının yorumlanması üzerinde odaklanılarak araştırmacı sayılarına, bilim ve teknolojiye yapılan yatırımlara kısaca değinilmiştir. Çalışmada, ayrıca araştırmacıların üretkenliğiyle ilgili yayın, atıf ve araştırmacı sayılarını içeren göstergelere yer verilmemiştir. Çalışmalar sürmekte olup, her iki konu daha sonra oluşturulacak raporlarda ele alınacaktır. Bu raporun amacı, bilim ve teknoloji göstergeleri konusunda dünyadaki araştırma ve tartışmaları gündeme getirerek ülkemizin bilimsel araştırmalardaki son on yıllık performansını sergilemektir. Kullanılan bibliyometrik göstergelerin basit ve anlaşılabilir olmasına özellikle özen gösterilmiştir. Bu açıdan, tüm üniversite ve araştırma kurumları için konu alanlarına göre ayrıntılı bir analiz yapılmamıştır.

...







13 Eylül 2014 Cumartesi

Türkçe, Matematiğin en iyi öğrenildiği dillerden biri


Yapılan son araştırmalar Türkçe, Çince, Korece ve Japonca'da matematik öğretilirken kullanılan kelime ve ifadelerin İngilizce'dekilere kıyasla daha anlaşılır olduğu ve bu dilleri konuşan küçük çocukların sayı saymayı ve aritmetiği daha çabuk öğrendiğini belirtiyor.
Küçük çocukların matematiğin "yazılı" hali olan sayıları öğrenmesi konusunda etkili olan diller arası farklılıklar, psikolog ve eğitimciler tarafından giderek daha fazla ilgi görüyor. Son zamanlarda yapılan birkaç araştırmada İngilizce'deki kelimelerin çocukların sayı sayma ve aritmetik becerilerini olumsuz yönde etkilediği ortaya çıktı. Ancak araştırmacılar, İngilizce konuşan çocuklardaki bu sorunu çözmek adına daha küçük yaşta matematik öğretmeye başlamak ve oyunlarla yeteneklerini geliştirmek gibi yolları işaret ediyor.
Konuyla ilgili örnek vermek adına ilk olarak Çince ve İngilizce arasındaki farklılıklar değerlendirilebilir. Northwestern Üniversitesi'nin eğitimle ilgilenen bölümünün onursal profesörü Karen Fuson ve Teksas A&M Üniversitesi'nde matematik eğitimi uzmanı ve profesörü Yeping Li, yıllardır Çince ve İngilizce arasındaki farkları ABD ve Çin'deki okullarda takip ediyor. Bu iki dil arasındaki farklardan biri ise Çince'deki sayıların yalnızca dokuz ismi, İngilizce'deki sayıların yaklaşık yirmi farklı ismi olması.
İngilizce'de ondan fazla sayının kendine has bir isminin olması ve bazı sayıların okunuşlarının birbirine benzemesi çocukların temel matematik eğitimi alırken zorlanmasına neden oluyor. Ayrıca çok basamaklı sayılarla toplama veya çıkarma işlemlerinde İngilizce sayı isimlerinin yarattığı karışıklık, çocukların bu sayıların matematiksel değerini idrak edememelerine ve hata yapmalarına yol açıyor.Aslında sorun "11" sayısıyla başlıyor. İngilizce'de bu sayının özel bir adı varken Türkçe ve bahsedilen diğer dillerde 11 sayısının okunuşu "on" ve "bir" (ilk olarak "on" kelimesi okunuyor) kelimelerinden oluşuyor. Bu sayede çocuklar on rakamdan oluşan sayı sistemini daha iyi anlamanın yanı sıra bir sayıyı oluşturan her rakamın sayısal değerini daha kolay öğreniyor.
Matematik müfredatında okutulan kitaplardan birinin yazarı Doktor Fuson, tüm bunların ufak sorunlar olarak görüldüğünü, bu sorunları çözmek adına atılacak olan adımların daha fazla soruna yol açacağını ve aktif olan hafızanın kapasitesini azaltacağını dile getirdi. Fuson'un "Math Expressions" adlı kitabı, anadili İngilizce olan çocuklara basamak değerlerini öğrenmek konusunda yardımcı oluyor.
Çoğu Doğu Asya ülkesinde birinci sınıflara verilen matematik eğitiminde İngilizce'ye kıyasla anadili Çince olan çocuklar toplama ve çıkarma işlemlerini daha iyi kavrıyor. Anadili Çince olan öğrenciler iki sayıyı toplarken sayıları parçalara ayırıyor ve bu sayıları iki gruba ayırıp ("onlar" ve "birler") topluyor. Örneğin 9 ve 5'i toplarken önce 9'a bir ekleyip sayıyı ona tamamladıktan sonra 4 ekliyorlar. Fuson, bu yöntemin çok basamaklı sayıları toplama ve çıkarma konusunda fayda sağladığını söylüyor.

5 Eylül 2014 Cuma

turkmath.org Sıralamaları 2014

turkmath.org web sitesi, Türkiye'deki matematiksel etkinlikleri duyuran ve Türk Matematiği hakkındaki istatistikleri tutan bir web sitesidir. Türkiye'de gerçekleşen matematik ile ilgili konferans, kongre, sempozyum, çalıştay ve benzeri toplantılar ile Matematik Bölümlerinin veya çeşitli çalışma gruplarının seminerlerini dünyaya duyuran bir site. turkmath.org Türk Matematiğinin dünyadaki yeri ve içinde bulunduğu durumu tespit etmek için çeşitli veriler yayınlamaktadır. Her yıl Eylül ayında yayınlanan turkmath.org sıralamaları da bunlardan biridir.

Thomson Reuters'in SCI-EXPANDED veritabanından Türkiye adresli teorik ve uygulamalı matematik ayrımı yapılmadan 1980-16.7.2014 tarihleri arasında yayınlanan makaleler sorgulanarak elde edilen verilerden derlenen sıralamaları aşağıdaki bağlantılarda bulabilirsiniz:

(Yeni) Tüm Sıralamalar 2014 = Kurumlar, Yazarlar, Ortak Çalışma Yapılan Ülkeler, Çalışma Yapılan Dergiler, Atıflar, Ortak Alanlar, Web Of Science Kategorileri, Çalışmaları Destekleyen Kurumlar

(Yeni) Yıllara Göre Kurum Sıralamaları 2000-2013  = yıl yıl kurumları makale sayıları, kurumlar sıralamalarında aynı kurumun farklı isimlendirilmeleri teke indirilmiştir.

(Yeni) Yıllara Göre Yazar Sıralamaları 1980-2013  = yıl yıl yazarların makale sayıları, bir yazarın farklı isimlerde yayını varsa onlar ayrı ayrı sıralamaya girmiş olabilir.


Derleyen : Özkan Değer
Kaynak : Thomson Reuters 
Periyot : 1980 - 
Kategori : Matematik/mathematics (Teorik + Uygulamalı) 
Sorgu : (WC=(Mathematics) AND CU=(Turkey) AND SU=(Mathematics)) AND Document Types=(Article) Databases=SCI-EXPANDED 


UYARI: Burada verilen istatistikler SADECE bir DURUM TESPİTİ olup Thomson Reuters'ın veritabanlarından yukarıda verilen sorgu kullanılarak elde edilmiştir. Farklı veritabanları, farklı indeksler ve farklı sorgular farklı sonuçlar verir. Kurumlar sıralamalarında aynı kurumun farklı isimlendirilmeleri teke indirilmiştir. Bunun dışında sorgu sonuçları aynen kullanılmıştır. Bir yazarın farklı isimlerde yayını varsa onlar ayrı ayrı sıralamaya girmiş olabilir. Listedeki yazarların Web of Science kategorisi WC=(Mathematics) olmayan SCI-EXPANDED kapsamlı yayınları var olabilir, ancak burada yalnızca Web of Science kategorisi WC=(Mathematics) olanlar dikkate alınmıştır! Yazarların diğer kategorilerdeki yayınları için 
Web of Science (üyelik gerekir) linkinden yazarın bilgileri girilerek tarama yapılabilir ya da yazarın web sayfasına başvurulabilir!

Not: Bu çalışmanın Türk Matematik Derneği ya da başka bir kurum ile ilgisi yoktur.




6 Mayıs 2014 Salı

Beyindeki matematik




Değeri yeterince bilinmeyen bir nimet olan beyin aynı zamanda anlaşılması oldukça zor bir yapıya sahiptir. Son yıllarda temelinde vektörler, tensörler ve matrislerin olduğu yeni görüntüleme teknikleri ile beyindeki iletişim kanalları hakkında eski tekniklere nazaran daha çok bilgi edinilmektedir. Böylece doktorlar birçok hastalık ile beyin sarsıntısının yanında alzheimer ve inme gibi birçok bozukluğa daha iyi teşhisler koyabilme imkanı bulabilmektedirler. Beyindeki iletişim sinyallerinin kullandığı yolları görebilmeyi mümkün kılan molekül hareketleri hakkında standart görüntüleme teknikleri ile tek boyutlu bilgiler elde edilmekteyken, vektörler ve matrisler kullanılarak beyindeki molekül hareketleri hakkında üç boyutlu veriler elde edebilmek mümkündür.

Yeni görüntüleme teknikleri hastalıklara kolay teşhis koymanın yanında beyindeki iletişim kanallarının genel yapısının daha iyi anlaşılmasına da imkan sağlamaktadır. Araştırıcılar beyindeki iletişim kanallarının yapısının karmakarışık düzensiz bir yapı olmasını beklerken, kısmi diferansiyel denklemler ve diferansiyel geometri kullanarak belirli üç eğrisel yön boyunca organize edilmiş oldukça düzenli bir yapıya sahip fiber iletişim yollarına sahip olduğunu keşfettiler. Üstelik, bu üç yönün her birinin beyinin gelişim yönüne karşılık geldiği tespit edildi.


Daha fazla bilgi için: “Diffusion Tensor Imaging: A New View of the Brain,” Dana Mackenzie, Fueling Innovation and Discovery: The Mathematical Sciences in the 21st Century, 2012.


29 Mart 2014 Cumartesi

Facebook ve Matematik


Facebook, neredeyse 70 milyar bağlantı ile 700 milyonun üstünde kullanıcıya sahip.

İşin zor kısmı insanları arkadaş yapmak değil, problem daha ziyade Facebook bilgisayarlarının, arkadaşlarının arkadaşları hakkındaki bilgiler de dahil olmak üzere ilgili verileri saklaması ve bu verilere erişmesidir. İkinci zor kısım ise seni tanıyor olabilecek kullanıcılara senin önerilmendir. Bu işin büyük bir kısmı bilgisayar bilimleri ile ilgilidir, ancak bu işte matematik de önemli bir rol oynamaktadır.

Lineer programlama ve grafik teorisi kullanmak, bir kişinin arkadaşlarının arkadaşlarını belirlemek için gerekli zamanı yarıya indirmeye ve Facebook makineleri üzerindeki ağ trafiğini üçte iki indirmeye yardımcı olur. Daha ne olsun?

İnsanların aralarındaki mesafe arttığında arkadaş olma olasılıkları azalma eğilimindedir. Bu durum fiziksel dünyada mantıklı olduğu gibi dijital dünyada da doğrudur. Facebook kullanıcılarının muazzam ağı bir küçük-dünya ağı örneğidir. Facebook kullanıcıları arasındaki ortalama uzaklık (=insanlarla bağlantı kurmak için "arkadaş bağlantıları" sayısı) beşten daha azdır. Facebook kullanıcılar ailesi ve onların bağlantıları kaotik görünüyor olsa bile aslında Facebook ağı kendi içerisinde bir çok yapıya sahiptir. Örneğin, Facebook ağı arama yapılabilme özelliğine sahiptir. Yani beş "arkadaş bağlantısı" uzaklığındaki iki kişi, her bir noktada tanıdığı arkadaşları sayesinde bir kişiden diğerine geçebilir.


Daha fazla bilgi için : Networks, Crowds, and Markets: Reasoning about a Highly Connected World, David Easley and Jon Kleinberg, 2010.



28 Şubat 2014 Cuma

turkmathviki.org

Mümkün olduğunca her maddesi matematikçiler tarafından tartışılarak yazılmış, geniş kapsamlı, güvenilir, güncel ve online bir Matematik Ansiklopedisi oluşturmak amacıyla Vikipedi tarzı turkmathviki.org adlı siteyi hayata geçirdim.

Matematik bölümü öğrencilerime hesap oluşturup madde yazarı olmalarını şiddetle tavsiye ediyorum.

Madde olarak bir tanım ya da teorem vs girişi yapabilirsiniz. Bu sayede LaTeX ve webde matematiksel yazımın nasıl yapıldığını da öğrenmiş olacaksınız.

Bu konuda uygun bir zamanda ilgili öğrencilerle bir toplantı yapmayı düşünüyorum. Halihazırda bir vikipedist olanlar benimle temasa geçerse sevinirim.

Faydalı olması dileğiyle...





14 Şubat 2014 Cuma

Güzel sözler


Matematik aşk gibidir: Basit bir fikir, fakat her an karmaşıklaşabilir.  R.Drabek