13 Eylül 2014 Cumartesi

İstanbul Kağıthane Eski Fotoğrafları

Fotoğrafların tamamını görmek için alttaki DEVAMI linkine basmanız gerekir!








Türkçe, Matematiğin en iyi öğrenildiği dillerden biri


Yapılan son araştırmalar Türkçe, Çince, Korece ve Japonca'da matematik öğretilirken kullanılan kelime ve ifadelerin İngilizce'dekilere kıyasla daha anlaşılır olduğu ve bu dilleri konuşan küçük çocukların sayı saymayı ve aritmetiği daha çabuk öğrendiğini belirtiyor.
Küçük çocukların matematiğin "yazılı" hali olan sayıları öğrenmesi konusunda etkili olan diller arası farklılıklar, psikolog ve eğitimciler tarafından giderek daha fazla ilgi görüyor. Son zamanlarda yapılan birkaç araştırmada İngilizce'deki kelimelerin çocukların sayı sayma ve aritmetik becerilerini olumsuz yönde etkilediği ortaya çıktı. Ancak araştırmacılar, İngilizce konuşan çocuklardaki bu sorunu çözmek adına daha küçük yaşta matematik öğretmeye başlamak ve oyunlarla yeteneklerini geliştirmek gibi yolları işaret ediyor.
Konuyla ilgili örnek vermek adına ilk olarak Çince ve İngilizce arasındaki farklılıklar değerlendirilebilir. Northwestern Üniversitesi'nin eğitimle ilgilenen bölümünün onursal profesörü Karen Fuson ve Teksas A&M Üniversitesi'nde matematik eğitimi uzmanı ve profesörü Yeping Li, yıllardır Çince ve İngilizce arasındaki farkları ABD ve Çin'deki okullarda takip ediyor. Bu iki dil arasındaki farklardan biri ise Çince'deki sayıların yalnızca dokuz ismi, İngilizce'deki sayıların yaklaşık yirmi farklı ismi olması.
İngilizce'de ondan fazla sayının kendine has bir isminin olması ve bazı sayıların okunuşlarının birbirine benzemesi çocukların temel matematik eğitimi alırken zorlanmasına neden oluyor. Ayrıca çok basamaklı sayılarla toplama veya çıkarma işlemlerinde İngilizce sayı isimlerinin yarattığı karışıklık, çocukların bu sayıların matematiksel değerini idrak edememelerine ve hata yapmalarına yol açıyor.Aslında sorun "11" sayısıyla başlıyor. İngilizce'de bu sayının özel bir adı varken Türkçe ve bahsedilen diğer dillerde 11 sayısının okunuşu "on" ve "bir" (ilk olarak "on" kelimesi okunuyor) kelimelerinden oluşuyor. Bu sayede çocuklar on rakamdan oluşan sayı sistemini daha iyi anlamanın yanı sıra bir sayıyı oluşturan her rakamın sayısal değerini daha kolay öğreniyor.
Matematik müfredatında okutulan kitaplardan birinin yazarı Doktor Fuson, tüm bunların ufak sorunlar olarak görüldüğünü, bu sorunları çözmek adına atılacak olan adımların daha fazla soruna yol açacağını ve aktif olan hafızanın kapasitesini azaltacağını dile getirdi. Fuson'un "Math Expressions" adlı kitabı, anadili İngilizce olan çocuklara basamak değerlerini öğrenmek konusunda yardımcı oluyor.
Çoğu Doğu Asya ülkesinde birinci sınıflara verilen matematik eğitiminde İngilizce'ye kıyasla anadili Çince olan çocuklar toplama ve çıkarma işlemlerini daha iyi kavrıyor. Anadili Çince olan öğrenciler iki sayıyı toplarken sayıları parçalara ayırıyor ve bu sayıları iki gruba ayırıp ("onlar" ve "birler") topluyor. Örneğin 9 ve 5'i toplarken önce 9'a bir ekleyip sayıyı ona tamamladıktan sonra 4 ekliyorlar. Fuson, bu yöntemin çok basamaklı sayıları toplama ve çıkarma konusunda fayda sağladığını söylüyor.

Su Hakkında Bazı Bilgiler





5 Eylül 2014 Cuma

turkmath.org Sıralamaları 2014

turkmath.org web sitesi, Türkiye'deki matematiksel etkinlikleri duyuran ve Türk Matematiği hakkındaki istatistikleri tutan bir web sitesidir. Türkiye'de gerçekleşen matematik ile ilgili konferans, kongre, sempozyum, çalıştay ve benzeri toplantılar ile Matematik Bölümlerinin veya çeşitli çalışma gruplarının seminerlerini dünyaya duyuran bir site. turkmath.org Türk Matematiğinin dünyadaki yeri ve içinde bulunduğu durumu tespit etmek için çeşitli veriler yayınlamaktadır. Her yıl Eylül ayında yayınlanan turkmath.org sıralamaları da bunlardan biridir.

Thomson Reuters'in SCI-EXPANDED veritabanından Türkiye adresli teorik ve uygulamalı matematik ayrımı yapılmadan 1980-16.7.2014 tarihleri arasında yayınlanan makaleler sorgulanarak elde edilen verilerden derlenen sıralamaları aşağıdaki bağlantılarda bulabilirsiniz:

(Yeni) Tüm Sıralamalar 2014 = Kurumlar, Yazarlar, Ortak Çalışma Yapılan Ülkeler, Çalışma Yapılan Dergiler, Atıflar, Ortak Alanlar, Web Of Science Kategorileri, Çalışmaları Destekleyen Kurumlar

(Yeni) Yıllara Göre Kurum Sıralamaları 2000-2013  = yıl yıl kurumları makale sayıları, kurumlar sıralamalarında aynı kurumun farklı isimlendirilmeleri teke indirilmiştir.

(Yeni) Yıllara Göre Yazar Sıralamaları 1980-2013  = yıl yıl yazarların makale sayıları, bir yazarın farklı isimlerde yayını varsa onlar ayrı ayrı sıralamaya girmiş olabilir.


Derleyen : Özkan Değer
Kaynak : Thomson Reuters 
Periyot : 1980 - 
Kategori : Matematik/mathematics (Teorik + Uygulamalı) 
Sorgu : (WC=(Mathematics) AND CU=(Turkey) AND SU=(Mathematics)) AND Document Types=(Article) Databases=SCI-EXPANDED 


UYARI: Burada verilen istatistikler SADECE bir DURUM TESPİTİ olup Thomson Reuters'ın veritabanlarından yukarıda verilen sorgu kullanılarak elde edilmiştir. Farklı veritabanları, farklı indeksler ve farklı sorgular farklı sonuçlar verir. Kurumlar sıralamalarında aynı kurumun farklı isimlendirilmeleri teke indirilmiştir. Bunun dışında sorgu sonuçları aynen kullanılmıştır. Bir yazarın farklı isimlerde yayını varsa onlar ayrı ayrı sıralamaya girmiş olabilir. Listedeki yazarların Web of Science kategorisi WC=(Mathematics) olmayan SCI-EXPANDED kapsamlı yayınları var olabilir, ancak burada yalnızca Web of Science kategorisi WC=(Mathematics) olanlar dikkate alınmıştır! Yazarların diğer kategorilerdeki yayınları için 
Web of Science (üyelik gerekir) linkinden yazarın bilgileri girilerek tarama yapılabilir ya da yazarın web sayfasına başvurulabilir!

Not: Bu çalışmanın Türk Matematik Derneği ya da başka bir kurum ile ilgisi yoktur.




13 Temmuz 2014 Pazar

Türkiye'deki matematik araştırmalarının durumu hakkında 1982 yılında yazılmış tarihi bir belge

Hazırlayanlar: PROF.DR. M.GÜNDÜZ İKEDA, PROF.DR. TİMUR KARAÇAY, PROF.DR. CAHİT ARF, PROF.DR. ORHAN İÇEN, PROF.DR. ERDOĞAN ŞUHUBİ, PROF.DR. TOSUN TERZİOĞLU


A. Matematik Araştırmalarında Geçmişe bir Bakış

Türkiye’de matematik alanındaki araştırma ve geliştirme (A+G) faaliyetlerinin bugünkü durumunu saptayabilmek, sorunları teşhis edebilmek ve doğru hedefleri saptayarak yanıltıcı olmayan önlemleri alabilmek için, geçmişe dönmek ve hangi olguların hangi sonuçlara götürdüğünü incelemekte yarar vardır. Amacımız Türkiye Matematik tarihini incelemek olmadığı için, geçmişte yaşanan ve olumlu ya da olumsuz sonuçlar doğuran temel olguları sıralamakla yetineceğiz. Bunu yaparken, genel ilke olarak,  matematiği temel bilimlerin ayrılmaz bütünü içinde sayacak ve çoğunlukla o bütünü birden gözleyeceğiz.
Türkiye’de temel bilimlerin gelişmesi  ilk ve sağlam girişimler, genç Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Atatürk’ün  önerisi  ile yapılan 1933 Üniversite Reformu ile başlar. Bu tarih matematik bilim dalında da  ciddi araştırma ve bilim adamı yetiştirme hareketlerinin  başladığı tarih sayılabilir. Daha önceki zamanlarda yetişen matematikçiler tesadüflerin  ya da kişisel zevklerin  ortaya çıkardığı birkaç isimdir. Bunların matematiğe katkıları da dağınık alanlarda, öncesi ve devamı sağlanamayan kişisel çabalar olarak kalmıştır. Örneğin, 1990-1914 yılları arasında Uluslararası Bibliyografyalarda adı geçen üç Türkiyeli matematikçi vardır. Bunlar Vidinli Tevfik Paşa, Salih Zeki ve Mehmet Nadir’dir. İstanbul’da  1910 yılında kurulan Darülfünun ve arkasından açılan Fen Fakültesi, temel bilimlerin sürekliliği olan bilimsel çalışmalara başlangıç sayılmalıdır. 1913 yılından sonra Fransa’dan, Almanya’dan ve Avusturya’dan iki yıllık süreler için profesörler çağırılırken; doktora öğrenimi için öğrenciler Avrupa’ya  gönderilmeye başlanmıştır. Bu hareketler sürekli ve sistemli bilim yapma ve bilim insanı yetiştirme dileğinin belirtileridir. Matematik alanında ilk doktorayı (mekanik) Kerim Erim  1919 yılında Enlangen Üniversiteinde yapmıştır.
Ancak Osmanlı  İmparatorluğunun çöküşüne ve Birinci Dünya Savaşına rastlayan bu girişimlerin devamı sağlanamamış ve meyveleri alınamamıştır. Bu kesinti Ulusal Kurtuluş Savaşının kazanılıp Cumhuriyet’in kuruluş aşamasının sonuçlandırılmasına kadar devam etmiştir. Kazanılan savaşın ve yaratılan yeni devletin şevk ve heyecanı, ulusun her alanda yeni atılımlara girmesi için vesile olmuş ve olağanüstü başarılar sağlayan deha Komutan ilim ve fende de  çağdaş düzeye ulaşmayı hedef olarak  1933 de Darülfünunu kapatarak İstanbul Üniversitesini açmıştır. Üniversitenin gerçek anlamda bilim yuvası olmasını; bilgiyi üretecek araştırma ve geliştirme  çalışmalarının yapılmasının istedi. Bu işlerin yapılması için, genç devletin  hiç de dolu olmayan hazinesini bilim için açmaktan çekinmedi. O günlerde Almanya’da Nazilerin Yahudilere karşı giriştiği baskı hareketleri, İstanbul Üniversitesinin gelişimini sağlayan bir etken olmuştur. Faşizmin baskısından kaçan değerli Yahudi bilim insanı (sayıları 36 olarak bilinmektedir) zamanın MEB tarafından Türkiye’ye davet edilmişler, yüksek ücretler ödenerek Üniversitede yetkiyle uzun yıllar çalıştırılmışlardır. Bunlar bir taraftan bilimsel araştırma geleneğini kurmuşlar, diğer yandan da genç bilim insanlarının yetişmelerine önemli katkılarda bulunmuşlardır. 1933 yılından sonra araştırmalar nitelik ve nicelik yönünden artarak ikinci Dünya savaşına kadar sürmüştür. Savaş yıllarında, zorunlu olarak,  bir yandan araştırmacılar askere çağrılmış böylece yeni yeni oluşmakta olan araştırma grupları dağılmış; öte yandan da savaş psikolojisi ve ekonomik  zorluklara ek olarak  dış ülkelerde beliren cazibe merkezleri yabancı bilim adamlarının Türkiye’den ayrılmalarına neden olmuştur. Bütün bu etmenlere karşın, 1933 reformuyla kurulan sağlam gelenekler savaş yıllarını da  aşarak uzun yıllar boyunca ayakta kalabilmiştir.
Bilimsel araştırmalarda heyecan ve istek, üst yönetimin ve giderek toplumun bu işe verdiği önem ve ağırlığa paralel gelişmektedir. Çok partili düzene geçildikten sonra, birçok alanda olduğu gibi, bilgi ve teknoloji üretme alanına üst yönetimin ve toplumun verdiği önem ve ağırlık değişmiştir. Bu olguya eklenen ekonomik zorluklar, bilimsel çalışmalardaki şevk ve heyecan ile birlikte kurulan bilimsel gelenekleri de yıkmıştır.
Bunun sonucu olarak, toplumun değişen değer yargıları,  en yetenekli gençlerin üniversiteye katılmasını ve araştırmacı olmalarını önlemiştir.  Eğitim- öğretim çalışmalarında,  her düzeyde yapılan  yanlışlar, uzun yıllar sonra ortaya çıkmakta ve telafisi olanaksız olmaktadır. Bugün (1982) karşı karşıya bulunduğumuz bilim insanı yetersizliği,  büyük ölçüde, o dönemdeki yıkıntıya bağlıdır.
1960 yılından sonra ülkenin kalkınmasının bilim ve teknolojide yaptığı aşamalara bağlı olduğu gerçeği yeniden algılanmıştır. Bunun gereği olarak, bilimsel çalışmalara yeni bir ruh kazandırılmak istenmiştir. Bir yandan Üniversiteye layık olduğu değer yeniden verilmeye çalışılırken, diğer yandan da TÜBİTAK kurulmuştur. TÜBİTAK’ın yetenekli gençleri burslarla destekleyerek bilim adamı yetiştirmek için giriştiği çabalar olumlu sonuçlar vermiştir. Bugün üniversitelerimizde ve araştırma kurumlarımızda çalışan ve bu yolla yetişen çok değerli  genç bilim insanları vardır. Ne yazıktır ki bugün TÜBİTAK kuruluş yıllarının dinamizmini kaybetmiş ve bürokratik bir kuruluş haline dönüşmüş görünmektedir.
Çok yetenekli gençleri temel bilimler alanına yönelterek, ülke düzeyinde bu alana olan talep azlığını gidermek amacıyla kurulan Fen Lisesi, ilk yıllarında kuruluş amacına uyan hizmetler vermiştir. Ancak, hızlı ekonomik ve sosyal yapı değişiklikleri, toplumun değer yargılarını yeniden değiştirmiştir. Bunun sonunda, 1970 yıllarından itibaren yetenekli gençlerin temel bilimlere ilgileri azalmış, cazibesi daha fazla olan meslek alanlarına yönelmişlerdir. Bunun doğal sonucu olarak, Fen Lisesi Üniversite Giriş Sınavlarına bir hazırlık okulu olmuştur.

................


Devamı için http://www.turkmath.org/beta/1967_1982_tm.php#rapor1



9 Mayıs 2014 Cuma

Fen Fakültesi Futbol Takımımız Çeyrek Finalde



35. Spor Şenliği kapsamında düzenlenen Fakültelerarası Futbol Turnuvası 2.tur son maçında mutlak kazanmamız gereken İletişim Fakültesi maçını 6-0 gibi net bir skorla kazanarak çeyrek finale yükseldik. Hedefimiz final oynamak! Başta kaptanımız Tanju Öner olmak üzere tüm takım oyuncularımı tebrik ediyorum. 

www.facebook.com/iufenfakfutbol